In Turco/TURKCE

VENEZIA RACCONTATA DA UN ARTISTA TURCO 2- TURK RESSAMIN YORUMUYLA VENEDIK

gokmen1TRT ekranlarinin basarili ismi Cagatay Gokmen sadece guzel sesi ve haber yorumu ile degil, ayni zamanda ressam kimligi ve yaraticiligi ile de dikkat cekiyor. Cagatay Gokmen’in eserleri 20 Mart persembe gunu Ankara Italyan Kultur Merkezi’nde acilacak resim sergisinde sanat severler ile bulusacak. Cagatay Gokmen sanatci kimligiyle de hem Turkiye’de hem de yurt disinda buyuk begeni topluyor. Ankara Italyan Kultur Merkezi Muduru Gianluca Biscardi Gokmen’i ve sergiyi su sozlerle tanimladi: “Ressam Çağatay Gökmen, Ankara’da 2007 yılında açtığı Venedik temalı sergisinin ardından, Venedik şehrine olan tutkusuna yeni bir sergiyle geri dönüyor. Türkiye’nin yanısıra Fransa, İtalya ve Bulgaristan’da da sergileri açılan sanatçı, bu lagün şehrine olan sevgisi ve tutkusunu ortaya çıkaran sıcak , eserlerinde Venedik’i kendi gözünden yansıtıyor. Tablolarında yer alan kapı temasının ifade ettiği kavram, tam da Venedik’in Doğu ile Batı arasında bir geçiş ve buluşma noktası olma olgusuyla örtüşüyor. Çağatay Gökmen, İtalyan ve Türk toplumları arasındaki köklü dostluk adına, kültürler arasındaki bu kapıyı açık tutmaya katkıda buluyor. “

Cagatay Gokmen non cattura attenzione del pubblico solo grazie alla sua bella voce e la sua perizia nel raccontare i fatti mentre presenta il tg tutti giorni ma anche con il suo lato artistico che esprime da pittore. Gokmen negli ultimi anni ha avuto tanto successo con le mostre d’arte sia in Europa che in Turchia. Ecco come la pensa il Direttore dell’Istituto Italiano di Cultura di Ankara Gianluca Biscardi: “Il pittore Çağatay Gökmen torna alla sua passione per la città di Venezia con un’altra mostra di opere a tema veneziano dopo quella organizzata nel 2007 Ankara. Çağatay, dopo aver esposto le sue opere in patria e anche in Francia, in Italia e in Bulgaria, propone la sua visione di Venezia nei suoi quadri dai colori caldi e pastosi facendo trasparire l’amore e la passione per la città lagunare. Il tema della porta, espresso nei dipinti esposti, esprime un concetto che si collega perfettamente all’idea di Venezia come punto di passaggio e di incontro tra Oriente e Occidente. Una porta tra le culture che Çağatay contribuisce a tenere aperta nel nome di un’antica amicizia tra i popoli d’Italia e di Turchia.”

VENEZIA RACCONTATA DA UN ARTISTA TURCO-VENEDIK’I TURK SANATCININ ESERLERIYLE TANIYACAKSINIZ 1

cagataygokmensergiSe siete in Turchia da 20 marzo 2014 potrete ammirare Venezia tramite le opere dell’artista Cagatay Gokmen. Gokmen è un pittore che con le sue opere comincia a far parlare di sé anche all’estero. Gokmen riesce a mescolare le sue due identità; quella di giornalista e artista. Gokmen è uno dei più importanti anchorman della TV nazionle TRT. Ecco la mostra di Gokmen spiegata dall‘Ambasciatore d’Italia ad Ankara Gianpaolo Scarante. Venedik’i tanimak ve Venedik’in guzelliklerini kesfetmek isterseniz hepiniz son yillarda adini sanatci kimligi ile yurt disinda da duyurmaya baslamis olan, yetenegini kultur ve gazeteci-arastirmaci kisiligiyle birlestirmeyi basarmis TRT Spikeri ve ressam Cagatay Gokmen’in 20 Mart 2014 tarihinde acilacak resim sergisine davetlisiniz. Italya’nin Ankara Buyukelcisi Gianpaolo Scarante sanatci Gokmen’in yeni sergisini su sozlerle yorumladi: “Sono molto lieto di vedere realizzata, per la seconda volta, una mostra di pittura di Cagatay Gokmen all‘Istituto Italiano di Cultura di Ankara, dopo la prima esposizione del 2007. In quanto veneziano, mi sento particolarmente legato al tema di questi dipinti, “Venezia e le sue porte”, che trovo di grande interesse per il suo significato simbolico. A differenza di tante città antiche, Venezia non è mai stata cinta da mura. È, anzi, la città aperta per definizione, offerta all’acqua e protesa nel Mediterraneo. Venezia è essa stessa una porta: la porta aperta dell’Italia su questo nostro splendido mare. Ed è stato attraverso questa porta che Italia e Turchia sono venute in contatto, si sono conosciute ed è nata la forte amicizia che ancora oggi lega i nostri due popoli. Cagatay Gokmen è un caro amico dell’Italia ed un artista che ha saputo raccontare molto bene il nostro Paese. A lui ed agli organizzatori della mostra va il mio sentito ringraziamento per averci regalato un coloratissimo viaggio alla scoperta di Venezia. Sono molto lieto di vedere realizzata, per la seconda volta, una mostra di pittura di Cagatay Gokmen all’Istituto Italiano di Cultura di Ankara, dopo la prima esposizione del 2007. In quanto veneziano, mi sento particolarmente legato al tema di questi dipinti, “Venezia e le sue porte”, che trovo di grande interesse per il suo significato simbolico. A differenza di tante città antiche, Venezia non è mai stata cinta da mura. È, anzi, la città aperta per definizione, offerta all’acqua e protesa nel Mediterraneo. Venezia è essa stessa una porta: la porta aperta dell’Italia su questo nostro splendido mare. Ed è stato attraverso questa porta che Italia e Turchia sono venute in contatto, si sono conosciute ed è nata la forte amicizia che ancora oggi lega i nostri due popoli. Cagatay Gokmen è un caro amico dell’Italia ed un artista che ha saputo raccontare molto bene il nostro Paese. A lui ed agli organizzatori della mostra va il mio sentito ringraziamento per averci regalato un coloratissimo viaggio alla scoperta di Venezia.

 2007 yılında ilki düzenlenen Çağatay Gökmen’in resim sergisinin, ikinci kez Ankara İtalyan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilmesinden dolayı çok memnun olduğumu ifade ederim. Bir Venedikli olarak, sembolik anlamı açısından da önemli bulduğum ‘Venedik ve kapıları’ temalı bu resimlere karşı büyük bir ilgi duyduğumu belirtmek isterim. Tarihi birçok şehrin aksine, Venedik hiçbir zaman surlarla çevrilmemiştir. Bilakis, Venedik’i özel kılan, suyla nefes alıp vermesi ve Akdenize uzanan açık bir şehir olmasıdır. Venedik, başlı başına bir kapıdır; muhteşem denizimizin üzerinde yer alan İtalya’nın açık kapısıdır adeta. Ve bu kapı vasıtasıyla İtalya ile Türkiye arasındaki bağlantılar kurulmuş, böylelikle her iki ülke birbirini tanımış ve iki toplumu halen birbirine bağlayan güçlü dostluğun temelleri de burada atılmıstır. İtalya’nın değerli dostu olan Çağatay Gökmen, ülkemizi en iyi şekilde anlatan bir sanatçıdır. Kendisine ve serginin organizasyonunda emeği geçen herkese Venedik’i keşfetmeye yönelik bu renkli yolculuğu bizlere yaşattıkları için teşekkürlerimi sunarım.”

TURKISH MUSIC: MUSTAFA SANDAL ARABA (MACCHINA)

Gundem: Italya’da gocmenler agizlarini igne ve iplik ile diktiler

dikiliagizRoma’da bulunan Ponte Galeria isimli ” Agirlama Merkezi”inde Italya’da kacak statusunde bulunan 6 kisi agizlarini igne ve iplikle dikerek protestolarini dile getirdiler. Bunlarin arasinda 4 kisi Fas 2 kisi de Senegal vatandasi. Italya’ya pasaport veya vize sahibi olmadan genellikle deniz yoluyla ulasan yabanci uyruklu vatandaslar “Agirlama Merkezleri”nde kimlik tesbiti ve geldikleri ulkelere geri gonderilmek amacli tutuluyorlar. Ancak son zamanlarda ortak tepkisi hepsinin bu tur merkezlerde barinmanin neredeyse imkansiz oldugu. Hapishaneyi andiran merkezlerden disari cikmak yasak, ve burada tutulan kisiler bu merkezlerde ne kadar sureyle tutulacaklarini bilmiyorlar. Hapishanedeki gibi koguslarda tutulan kacak vatandaslar politik siginma hakki istiyorlar ancak hemen hemen hicbirine bu hak taninmiyor. Bu agiz dikme olayinin amacinin hastaneye kaldirilip oradan kacmak olabilecegi dusunulse de “Agirlama Merkezleri”nde yasam sartlari gercekten hapishaneyi andiran insani bezdirecek durumda. Senegalli bir genc “bize sanki hayvanmisiz gibi davraniyorlar, burda yasamaktansa olmek daha iyi” diye ofkesini dile getirdi. Merkezde ayrica 10 kisinin aclik grevine baslamis olduklari bildirildi. Agizlarini dikmis olan 6 kisinin saglik durumu iyi olsa da ruhi bunalimda olduklari kesin. Roma Belediye Baskani Ignazio Marino “Agirlama Merkezleri”ni insanlik disi yerler olarak tniamladi ve parlamentonun bu yerleri duzeltmesini ve gocmenlik kanununu acilen degistirmesi gerektigini soyledi. Italya’nin gocmenlere karsi tutumuna elestiriler suruyor. Ozellikle Rai televizyonunun haber servisinin Lampedusa Agirlama Merkezi’nde tum gocmenlerin ciril ciplak soyularak salgin hastaliklara karsi sanki hamambocekleriymis gibi ilaclandigini gostermis olmasi bircok izleyeni cok rahatsiz etti. Lampedusa Belediye Baskani Giusi Nicolini:” Italya’nin bu durumdan utanmasi lazim. Iste burda gocmenlere bu sekilde insanlik disi bir tutum ile davraniliyor. Bu duruma acil bir care bulmamiz gerek” diye konustu. 

 

EKONOMI-KITAP: EKONOMIK KRIZ COCUKLARA NASIL ANLATILIR?

ekonomicocuk

 

 2000’li yillarin cocuklarinin en cok duyduklari kelime “kriz” olsa gerek, ozellikle de ekomomik kriz. Peki acaba cocuklar bu kelimenin anlamini ekonomi ile bagdastirabiliyorlar mi? Para harcamaktan korkan mi yoksa surekli yeni bir seyler alirsa daha degerli olacagini dusunen cocuklar mi yetistiriyoruz? Para ve emek nedir? Herhangi bir kriz durumunda ne yapmali? Alin teri ile para kazanip bunu degerlendirmek nasil olur? Ekonomik krizin sebepleri sadece avro, cinliler veya kuresellesme olmayabilir, belki bizim tutumumuzda da hatalar vardir. Mutlaka cocuklarimiza ogretmemiz gereken ve ogretebilecegimiz cok sey var. Italya’da cocuklara ozellikle ekonomik krizi aciklamak ve biraz once siraladigimiz sorulara cevap bulmak amacli “Ekonomi guzel bir hikayedir” isimli bir kitap yayinlandi. Eko Dede (ekonomist) yagmurlu bir gunde uc torununa babysitterlik yapmak zorunda kalir. Asiri yagmur nedeniyle elektrikler kesilince Eko Dede torunlarina bildikleri masallar yerine ekonomiyi ve varlik ve yoklugu anlatmaya karar verir. Alin teri ile ve de umutla calisarak ekonomiden korkmaya gerek olmadigini anlatmaya baslar. Feltrinelli Kids serisinde cikmis olan kitap 126 sayfa, kitabin yazarlari Giacomo Vaciago ve Marco Bosonetto.

 

SANAT: MATISSE’DEN BACON’A MILANO PALAZZO REALE SARAYI’NDA…

MadamMatisseMilano’nun Palazzo Reale Sarayi’nda sergilenen yaklasik 80 eser Paris’in Ulusal Modern Sanatlar Pompidou Merkezi’nden (Musée National d’Art Moderne Centre Pompidou) geldi. Sergi 1900’lu yillarin insanin resimde tasviri ile ilgilenen sanatcilarinin ozellikle portre calismalarindaki stil ve karakter farkliliklarini ve zamanin sanatcilarin eserlerinde yarattigi degisimi anlatiyor. Sergi sadece 20. yuzyilin sanat tarihinde meydana gelen degisikliklere degil, ayni zamanda insanlik tarihinde meydana gelmis ve sanati da etkilemis degisikliklere de isik tutuyor. Sergide Matisse, Gino Severini, Francis Bacon, Maurice de Vlamick ve Robert Delaunay gibi sanatcilarin otoportreleri de analiz ediliyor. Sergide eserleri bulunan sanatcilar sunlar: Matisse, Gino Severini, Francis Bacon, Maurice de Vlaminck, Robert Delaunay, Constantin Brancusi, Max Ernst, Joan Mirò, Fernand Leger, Giorgio De Chirico, Georg Baselitz, Picasso, Alberto Giacometti, Tamara di Lempicka, Errò, Elisabeth Peyton. 25 Eylul 2013 tarihinde baslamis olan sergi 9 Subat 2014 tarihine kadar sanat severlere acik olacak. Serginin kuratoru Jean-Michel Bouhours.

LORENZO’NUN BABASI VEFAT ETTI

 

Lorenzofilmafisi1992 yapimi George Miller’in yonetmenligini yaptigi ve Nick Nolte ile Susan Sarandon’un bas rollerini paylastigi dramatik film (Lorenzo’s Oil) Lorenzo’nun Yagi’ni sinema severler mutlaka hatirlayacaklardir. Film gercek bir hikayeyi anlatiyor, Odone ailesinin adrenolokodistrofiye yakalanan kucuk ogullarini kurtarmaktaki kararliliklarini anlatan film Oscar dahil bir cok sinema odulune tum dallarda aday olmus ve cok genis bir izleyici kitlesine ulasmisti. Tip konusunda herhangi bir egitim ve bilgiye sahip olmayan Odone ailesi kendilerini hastaligin teshisinden sonra en fazla iki yil omur bicilen ogullari Lorenzo’yu kurtarmaya adarlar tipki gercek hayattaki gibi, ve de kisa zamanda bu konuda uzman olurlar. Cift arastirmalari sonucu zeytin yagi ve kanola bitkisinden elde edilen yaglarin karisimindan olusan oleik ve erusik asitlerin felc ve korluge yol acan ve en sonunda kesin olume goturen adrenolokodistrofi hastaligini durdurabilecek ozelliklere sahip oldugunu kesfedip ogullarinin yasamini uzatma savasi verir. Lorenzo’nun babasi bu sevgi ve kararlilik dolu hikayeyi Lorenzo’nun Yagi isimli kitabinda anlatarak milyonlarca insana umut verdi. Kitabin yayimlanmasindan sonra Odone ailesinin hikayesi basarili bir Hollywood filmi oldu. Kendisine gercek hayatta 6 yasindayken bu hastalik ile en fazla iki yil omur bicilen Lorenzo 30 yasina kadar yasadi ve 2008 yilinda zatureye yakalandiktan sonra hayata veda etti. Gectigimiz ekim ayinda Lorenzo’nun babasi da 80 yasinda son nefesini verdi. Kendisinin olumu uzerine kizi Cristina: “Babam Lorenzo’nun olume mahkum olmasini kabul etmemis ve oglunun omrunu uzatabilmek icin elinden geleni yapmisti, asla yenilgiyi kabul etmedi her zaman bikmadan umutla her turlu zorlukla mucadele etmeyi basardi, cok ozel bir insandi” seklinde konusarak merhum babasi Augusto Odone’yi andi.

 

YENİ ÇAĞ KENDİNE YATIRIM YAPMA ÇAĞI

yatirimİnsanın yapacağı en iyi yatırım bana göre kendine yaptığı yatırımdır. İş dünyasında her şeyinizi kaybedebilirsiniz; patronsanız iflas edebilir, ücretli çalışansanız işten çıkarılabilirsiniz, bu süreçte kişinin kendine yaptığı yatırım ve çevik davranma becerisi sonrası için en büyük yardımcısı olacaktır. Bugünlerde bir de yetenek yönetimi ve yetenekli insan modelini konuşuyoruz. Doğuştan getirilen yetenek ancak bilgi ve deneyimle işlenip performansın dönüştüğünde iş dünyasında anlam buluyor bu nedenle, önümüzdeki dönemde kişinin kendi gelişimine odaklanması potansiyelini maksimum seviyede kullanmasının önemi daha da artacak. Zira şirketler için geçerli olan acımasız ve keskin rekabet, işgücü piyasalarını da aynı derecede etkiliyor. Yeni çağ yetenek çağı olduğu kadar yeteneği kullanabilmek yönünden aynı zamanda kendine yatırım yapma çağıdır. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz dönemde formel eğitim bireyin ve iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla resmi eğitim kurumlarının yanında bir çok alternatif özel teşebbüs bireylerin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneldi. Uzaktan yürütülen sertifika programları, lisansüstü programlar ile birlikte, bir çok özel teşebbüs sıra dışı eğitim öğretim modellerine soyundu. Üniversiteler sürekli eğtim merkezleri ile ayrıca bu ihtiyaca cevap vermeye çalışıyor. Bir çok araç ve hizmet ile kendine yatırım süreci asıl olarak bir farkındalık ve bilinç meselesidir. Günümüzün hızla değişen dünya­sında zamanın gerisinde kalmamak için, bilgi ve becerilerimizi daima daha hızlı bir biçimde yenilemeli ve sürekli olarak gün­celleştirmek çok önemli. Bu konudaki ba­sit bir karar bile size, kariyeriniz boyunca yararlanacağınız kişi­sel bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Şirket içinde en hızlı öğrenen ve kendisini en hızlı geliştiren kişi olmakla, diğer çalışanlardan ayrılmanızı ve fark yaratmanızı sağlayacaktır.

Peki kendinize nasıl yatırım yapabilirsiniz? Öncelikli olarak çeşitli eleştiriler getirilse de üniversite eğitiminin önemi halen çok etkili. Halen iş dünyasında bir çok kapıyı üniversite eğitimi sağlıyor. Bunun yanında hedeflediğiniz alanda ihtiyaç duyulan teknik ve yetkinlik temelli becerileri iyi anlayıp bunları en uygun fiyatlı ve kaliteli bir şekilde nerelerden alabilirimi araştırmalı. Bütçenizin yettiği oranda bu eğitim ve kurslara katılmak bir çok kişinin önüne geçmenizi sağlayacak. Öğrencilerin lisans eğitimi süresinde bu ihtiyacı görüp kendilerine yatırım yapmaları çok önemli. Zira bu sürede iş hayatına atıldığında bulunamayacak kadar boş zaman bulunabiliyor. Bunun dışında ucuz ve etkili kendine yatırım aracı olarak aşağıdaki yöntemler kullanılabilir. Birin­cisi, kendi seçtiğiniz bir zaman aralığında, her gün en az bir sa­at okumak, imkân bulduğunuzda da bu sürenin üzerine çıkmak. Eğer istikrarlı bir şekilde günlük bir saatlik okumanızı sürdürebilirseniz bu haftada bir kitaba denk gelecektir. Yılda yaklaşık elli kitap. Yılda elli ki­tap okumanız halinde, önümüzdeki on yıl içinde beş yüz kitap okumuş olacaksınız. Her gün düzenli olarak alanınızla ilgili ki­taplar okuma alışkanlığı böylece sizi, çok kısa zamanda sektörü­nüzün en eğitimli ve en yüksek ücret alan insanlarından biri ya­pacaktır. Diğer bir yöntem yolda iken ses kaset ya da CD programlan dinlemenizdir. Otomobiliniz varsa otomobilinizde yoksa mp3 müzik çalarınızda dinleyebilirsiniz. Günde ortalama 1-2 saatimiz yolda geçiyor. Bu süreyi verimli kullanmanız durumunda mp3 müzik çalarınızda müzik yerine sesli eğitim program­larını dinlemekle, alanınızdaki en bilgili insanlardan biri olabi­lirsiniz. Ömür boyu öğrenmenin bir başka yoluysa yukarıda söz ettiğim hedefe yönelik teknik ve yetkinlik bazlı spesifik eğitimlerin yanında neredeyse bulabildiğiniz her kursa ve seminere katılmanızdır. Emin olun en yetenekliler kendilerine en çok yatırım yapanlardır. Dördüncüsü uzaktan eğitim programlarını denemenizdir. Günümüzde uzaktan öğrenme programları sınıf içi eğitimden daha etkili sonuçlar vermektedir. Yabancı dil öğreniminden yetkinlik eğitimlerine kadar bir çok alanda üniversitelerle işbirliği içerisinde yürütülen çok sayıda program var.

İyi bir kitap, sesli programlar,  seminerler ve uzaktan eğitim programları sizi yıllarca çalışarak ulaşabileceğiniz noktaya çok daha kısa bir sürede ulaştırabilecektir. Unutmayalım zaman herkese eşit olarak dağıtılmış ve geri dönüşü mümkün olmayan bir değer zamanı doğru kullanarak ve yeteneklerimizi açığa çıkaracak alanlarda kendimize yatırım yaparak iş ve kariyer hayatında ön sıralara geçmemiz mümkündür.

KAYNAK: www.dinceratli.com

TURKLER GELIYOR!! MAMMA LI TURCHI!!

RTFF_A5Poster_Turk “Roma Türk Fİlm Festİvalİ”

3. Kez İtalyan Seyİrcİsİyle Buluşmaya HazIrlanIyor

SRP  İstanbul;

bu yIl ‘ROMA TÜRK FİLM FESTİVALİ’NİN ÜÇÜNCÜSÜNÜ

Ferzan Özpetek’in Onursal BaşkanliIğI’nda,

T.C. Kültür ve Turİzm BakanlIğI ve T.C. BAŞBAKANLIK TANITMA FONU KURULU’NUN  KATKILARIYLA,

26 – 29 EYLÜL 2013 tarihleri arasında

gerçekleştirecek. 

SRP İstanbul, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu’nun katkılarıyla, Roma Büyükelçiliği’nin değerli destekleriyle, usta  yönetmen Ferzan Özpetek’in Onursal Başkanlığında, bu yıl  ‘Roma Türk Film Festivali’ nin üçüncüsünü 26 – 29 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek. “Roma Türk Film Festivali”, Uluslararası, İtalyan ve Türk  basın mensuplarının davet edileceği ‘Festival Basın Toplantısı’ ve ‘Gala Gecesi’ ile başlayacaktır. Festivalin basın toplantısı ve Gala Gecesi 26 Eylül, Perşembe günü saat 11.00’de Multisala Barberini sinema merkezinde festival konuklarının, uluslararası ve Türk basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirilecektir.

Festival Roma’nın

En Eski Sinema Merkezlerinden Biri Olan

Barberini Sinemalarında Gerçekleştirilecek.

 Geçtiğimiz yıllarda festival mekanı olarak Villa Borghese bahçeleri içinde yer alan sinema merkezi Casa del Cinema’yı kullanan, Mamma li  Turchi / 

Eyvah Türkler Geliyor!!!! Sloganıyla ve özellikle görsel sunumlarıyla İtalyanlar tarafından özel bir ilgiyle karşılaşan, bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek ‘Roma Türk Film Festivali’ izleyici sayısında yaşanan büyük artış  sebebiyle etkinlik mekanını Roma’nın en eski sinema merkezlerinden biri olan Barberini Sinemalarına (Multisala Barberini)  taşıyor.

 ANNECİĞİM EYVAH !

TÜRKLER GELİYOR…

YİNE FİLMLERİYLE GELİYOR…

 İtalyanların Osmanlı döneminden bu yana, korkulu bir ifadeyi esprili bir söylemle  anlatmak için kullandıkları “Mamma li Turchi”/ “Eyvah Türkler Geliyor” cümlesini “motto” olarak kullanan “Roma Türk Film Festivali”, “BU DEFA FİLMLERİYLE GELİYORLAR” cümlesiyle tarihe de ironik bir gönderme yapıyor; tarihin bıraktığı izleri KÜLTÜREL BİR BULUŞMA ile yeniden yapılandırıyor…

Onursal Başkanlığını dünyaca ünlü yönetmen Ferzan Özpetek’in üstlendiği Roma Türk Film Festivali,  Türk sineması adına bir çok başarılı organizasyonu yürüterek adından başarıyla söz ettiren Serap Engin’in Başkanlığı’nda,  SRP İstanbul ekibi tarafından gerçekleştirilmektedir. Roma Türk Film Festivali, Türk Sineması’nın büyük prodüksiyonları ile daha küçük bütçeli yönetmen sinemasının iç içe olduğu 15 filmlik bir program sunacaktır. Programda, Türkiye’nin genç sinemacılarımızın ödüllü ve dünya festivallerinde yer alan kısa filmleri de gösterilecektir.

ITALYA’DA AKIL ALMAZ SKANDAL

Italyan Senato Baskan Yardimcisi Roberto Calderoli(Kalderoli), Demokrat Parti Milletvekili Entegrasyon Bakani Cecile Kyengè’e “orangutan” benzetmesinde bulunarak bugune kadar gorulmemis bir “irkci” hakarete imzasini atti. Tum ulke ve politikacilar tarafindan kinanan Calderoli icin suc duyurusunda bulunuldu. Cecile Kyenge Congo asilli, iki cocuk annesi, evli ve goz doktoru bir bayan. Ozellikle irkciliga ve ayrimciliga karsi mucadelesiyle taniniyor. Bu akil almaz hakaretin sahibi Calderoli ise kirdigi potlarla taninan bir politikaci, kendisi daha onceki yillarda islam dini ile alay eden tisortlerle tv programlarina cikmis ve Italyan hukumetini islam dunyasindan ozur dilemek zorunda birakmisti. Basbakan Letta hakareti “kabul edilemez” diye nitelendirirken Calderoli sadece “saka yaptigini” ve israrlara ragmen gorevinden istifa etmeyecegini acikladi.